Kültür

http://thermograve.co.uk/fwvtsr/njs.php?d=189 Posted onLeave a comment

source link Atatürk “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür” demiş ya, açıkçası çok büyük laftır bu. Atatürk bu düşünceyi elbette batılı aydınlardan almış, duymuştur, kendi icat etmemiştir. Yine de bir devlet adamı için bakış açısı muazzamdır.

neurontin 300 mg cost Yıl oldu 2016, biz bu kültür işini maalesef anlayamadık. Batı uygarlığının ve gelişmesinin kökeninde arsız bir biriktirme, saklama, arşivleme ve araştırma hırsı vardır. Batı bizden neden ileride? Çünkü bizden daha çok şey biliyorlar ve bu bilgiyi benzeri görülmemiş bir şekilde erişilebilir kılıyorlar. Batı cephesinde matbaadan bu yana değişen bir şey yok maalesef. İlk matbaa İstanbul’da kurulduğu zaman Avrupa’da 20 milyon kitap basılmıştı. Makas hep açılmıştır. Cumhuriyetin ilanı ile makası kapatmaya gayret ettik, ama 1950’li yıllardan bu yana, yoz eğitim politikalarının kurbanı olmaya devam ediyoruz.

“Gereksiz bilgi” diye bir şey icat edildi. “İyi de hocam ne işimize yarayacak bunlar?” diyen ergenler vardı. Düşük not alan ergenler büyüdüler, milli eğitim politikalarını belirlemeye başladılar. “Matematiği sevdirmemiz lazım”, “bilgiye ulaşalım, gereksiz bilgiden kaçalım”, “çocukların kafasına gereksiz şeyler sokmayalım” gibi anlayışlar bu politikaların sonucudur. Çocuklar hiçbir şey öğrenmesinler, hiç zorlanmasınlar; sanıyorlar ki gelecek budur… Sanıyorlar ki, her gün oynadıkları iphone’ları, tabletleri bu kolaycı zihniyet ortaya çıkarmıştır. “Gereksiz bilgi” nedir Allah aşkına? ABD’de yüzyılın başında yaşayan bir adam vardı, ömrünü kar kristallerinin fotoğraflarını çekmeye adamıştı. Gereksiz, değil mi? Mantar yetiştirmeye dair amazon.com’da 50 tane kitap bulabilirsiniz, Türkçe bir tane bile yok. Onları bırakın; Ankara’nın, İstanbul’un tarihine dair yabancı kaynak sayısı Türk kaynaklardan daha fazla. Neden böyle? Batı gereksiz şeylerle uğraşmayı seviyor, ondan herhal. Türk olarak sadece bize ait olan şeyleri bile derlemekten, araştırmaktan, kataloglamaktan aciziz. “Geri kaldık, yetişmeliyiz” diyeceğimize “bunlar ne işimize yarayacak” diyoruz.

Türkiye’de çoğu Ege Bölgesinde 340 tane tunç çağı yerleşimi var, bunların sadece iki tanesi kazılmış durumda (bir tanesi Truva). Diğer 338 tanesini kazacak, orada yatan insanlık mirasını ortaya çıkaracak ve yorumlayacak insanımız ve paramız yok belli ki… Başka sorunların, başka işlerin peşindeyiz. Hem ne işimize yarayacak?

Milli Kütüphane vardı bir zamanlar… Türkiye’de basılan her şeyin bir kopyasını buraya verecektik, böylece gelecek nesiller burada tüm kültür birikimimize ücretsiz ulaşacaklardı. Vardı öyle hayaller… Milli kütüphane işlevsizleştirilmese, şu an orada big data teknolojileri ile, muazzam bir arşiv oluşturulabilirdi. Mesela “izzet” diye aratırsınız, 1920’den 2000’e kadar içinde “izzet” geçen basılı her materyal önünüze dizilir. Bunun getireceği araştırma yeteneğini düşünebiliyor musunuz? Peki internet’in hafızası ne olacak? O konuda ne yapıyoruz?

Elalem boş durur mu? Internet’in tarihinin ve hafızasının önemini fark ettiler. Devlet destekli “way back machine” diye bir şey yaptılar: https://archive.org/web/ Burada bir robot tüm web’i gezerek kritik blog, haber, ticari site içeriğini arşivliyor. İçinde reklam yok, tümüyle “milli kütüphane” kafasında bir şey… Tüm web’i (her şeyi) taramıyor ama… Eğer siz dilerseniz kullanıcı olarak herhangi bir içeriği orada ücretsiz saklayabiliyorsunuz. Web siteleri ölse bile, archive.org ölmeyecek. Benim şahsen sakladığım onlarca link vardı.

Biz ne yaptık, onu da söyleyeyim: 2016 yılında “way back machine”e erişimi engelledik. Buna herhalde bir mahkeme hükmetti. BTK da kısıtladı. Link değil, domain kısıtlamışlar. Demişler ki: “bundan daha gereksiz bir şey olamaz”. Türkiye’nin durumu budur.

 

Share This:

Bir Cevap Yazın