Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı

http://indekskosova.com/kjo-eshte-paraqitja-me-seksi-e-dites/ Posted onLeave a comment

buy neurontin Açıkçası dört yıl boyunca bende en çok iz bırakan derslerden biri bu oldu. İki dönem okutuluyor, I ve II diye iki ince kitabı var. Kitapları zevkle okudum ve çok şey öğrendim. Buradaki içerik bir ders kitabından çok, kitapevinden alıp, keyifle okuyacağınız bir kitaptaki gibi. AÖF programında bu hissi veren çok az ders var, Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı bunlardan biri…

http://markscherz.com/archives/3349/_dsc2437 Yazarlar Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, Yrd. Doç. Dr. Cafer Gariper ve Doç Dr. Zeliha Güneş. Pek çok kitap kuru – nötr bir dille yazılmış olsa da, Tanzimat Edebiyatı kitaplarında belirgin bir üslup kendini hissettiriyor. Kitapları bu kadar ilginç yapan şeylerden biri de bu üslup zaten. Hangi yazarın daha çok emeği vardır bilemiyorum, ama tüm hocalara teşekkür ediyorum. Harikasınız! Ellerinize sağlık! Sizi detay detay öveceğim, çünkü hak ediyorsunuz. Şu programda hakikaten çok uyduruk, çok özensiz içerikler de var. Sizin yarattığınız farkı birinin not etmesi lazım.

İyi olmak hem zor, hem kolay. Bakın, ilk kitabın ilk sayfasında bile fark belli oluyor: “Kaynaklar, 1500 yılı itibarıyla 60’ın üzerinde Alman şehrinde matbaanın olduğunu söyler. Ayrıca 15. yüzyılda Avrupa’da 1700 matbaa kurulduğu ve 15-20 milyon kitap basıldığı sanılmaktadır.” Tanzimat anlatacaklar, ama öyle güzel yerden giriyorlar ki… Budur işte… Hoca bir şey anlatacak, ama kafasında bir bütün olarak neyi anlatacağı ve o bütünün özü gayet net – bunu her satırda hissediyorsunuz.

Kitaplarda verilen örnekler son derece çarpıcı. Pek çoğu benim daha önce okumadığım, bilmediğim şeyler. Örneğin maarif bakanı Kemal Efendi’nin Telemak’a yazdığı önsözde düştüğü notu veriyorlar: “Sureta nakli hikaye görünür / Lakin erbabına hikmet görünür“. Bunun özel anlamını, nedenini de açıklıyorlar. Hiçbir konu kuru kuru geçilmiyor. Yazarların bir birleriyle olan ilişkileri, konumları veriliyor. Bilgilerin hepsi ilişkili ve bir yapbozun parçaları gibi bağlanıyorlar. Bu yüzden bu dersi çalışmak gibi bir dert yok aslında. Kitabı baştan sona okumanız yeterli, unutmuyorsunuz.

Sadece edebi referanslar yok, hocalar Halil İnalcık’tan giriyor, Doğan Avcıoğlu’dan çıkıyorlar. Orhan Pamuk’tan giriyor, İlber Ortaylı’dan çıkıyorlar. Bu da konuya geniş bir perspektiften bakabilmek ile ilgili…

Bu ders sayesinde atalarımızı tanıdım. O büyük, o güzel insanları… Namık Kemal, Ahmet Mithat, İbrahim Şinasi… Çelişkileri, zayıflıkları ve müthiş idealizmleri, müthiş çalışkanlıkları ile büyük işler başarmış bu adamlar! Çoğumuz bu kişileri ismen biliyoruz, bir fikrimiz var belki az-çok… Ama hakikaten nasıl insanlar olduklarını ve günümüz için ifade ettikleri önemi bilmiyoruz. Bu insanlar bizim atalarımızmış arkadaşlar… Bu dersi alan başkaları da aynı duyguyu hissediyor mu bilmem? Bu adamların bizde emeği var, biraz da onların sayesinde Cumhuriyet kuruldu, biz biraz da onların sayesinde şu an olduğumuz gibiyiz ve var’ız. Ben bunları hissettim…

Ne demiş İbrahim Şinasi?
Kader dedikleri halkın murad-ı haktır kim
Ezelde etti bizi her umurda tahyir
Diyor ki: Kader denilen şey insanların seçimleridir. Tanrı bizi ezelden beri seçimlerde özgür bıraktı”

Ne demiş Ahmet Mithat Efendi?
Ben edebi sayılacak hiçbir eser yazmadım. Çünkü benim eserlerimin çoğunu yazdığım sıralarda, memlekette edebiyattan anlayamayanlar nüfusumuzun bila-mübalağa yüzde doksan dokuzunu teşkil ediyordu. Benim emelim de ekseriyete hitap etmek, onların dertlerine tercüman olmaya çalışmaktı. Zaten ‘edebiyat’ yapmaya ne vaktim, ne kalemim müsaitti. Edebiyatı Hamitlere, Ekremlere, yani erbabına bıraktım. Fakat ne yalan söyleyeyim, eğer elimde olsaydı, onları da, o devirde ‘edebiyat’ yapmaktan men ederdim. Çünkü bence henüz en aydınlık ve basit fikirleri bile sökemeyen kimselere ‘edebi’ eser vermek, karnını doyurmamış bir kimseye meyve ikram etmek kadar garip bir hareketti.

Arkadaşlar, ders bunlarla dolu… Benim gözümün önünde bir dönem canlandı, ete kemiğe büründü. Bu dersleri aldıktan sonra, Namık Kemal’in hayatını anlatan başka bir kitap aldım, Tanzimat dönemine ait bazı roman – hikayeleri edindim. Bu iki ders benim için tüm programın yıldızları oldu. Umarım siz de seversiniz…

İbrahim Şinasi gerçek bir kahramandır.

Şinasi gerçek bir kahramandır.

Share This:

Bir Cevap Yazın